Ödül Çağrısı

Kent Çalışmaları Ödülleri ve Zeytinburnu Belediyesi

2010 yılında dünya nüfusunun yarısından fazlasının kentsel alanlarda yaşadığı, insanlık tarihinde ilk kez gerçekleşen bir toplumsal olgu olarak kayıtlara geçti. BM Ekonomik ve Sosyal İşler Departmanı’nın dünyanın irili ufaklı 1900 kentine ilişkin verilerden hareketle hazırladığı 2018 Raporu’na göre, 1950’de dünya nüfusunun %30’u kentsel alanlarda yaşıyor iken, bu oran 2018 itibarıyla %55’e ulaştı. Kentsel alanlarda yaşayan nüfusun sayısındaki artışın hem sayısal hem de oransal olarak artmaya devam edeceği öngörüsünde bulunan Rapor, 2050’de dünyada kentsel alanlarda yaşayacak nüfusu oranının %68 olacağını tahmin ediyor.

1950’de Türkiye nüfusunun yaklaşık %25’i kentsel alanlarda yaşamaktayken bu oran 1960’ta %31,9’a, 1980’de %43,9’a ve 2010’da %76,3’e ulaştı. 2018 itibarıyla kentsel alanlarda yaşayan nüfusumuzun oranı %92,2. Çıkarılan yasalar ve –benimsenen kriterlere göre farklılık gösterebilen- kent tanımları dikkate alınarak bazı düzeltmeler yapılsa dahi, Türkiye’deki kent-kır nüfusu oranlarının dünya ortalamasının hayli üzerinde olduğu görülüyor.

Türkiye coğrafyası insanlık tarihi boyunca Asur, Hitit, Pers, Lidya, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı imparatorluklarının kent hayatının görkemli örneklerine ev sahipliği yapan önemli yerleşim bölgelerinden birisi olmuştur. Bu anlamda çok zengin bir kent kültürünün vârisiyiz. Tüm dünyada olduğu gibi, bilhassa 1945 sonrasında, sanayileşme süreçleri ve bu olguyla bağlantılı bir dizi toplumsal ve ekonomik gelişme ülkemizde de kentsel alanların fizikî sınırlarının genişlemesini ve nüfus yoğunluğunun hızla artmasını tetikledi. Günümüzde kentler doğal sınırlarını zorlayan ve karar alma mercilerini kent planlamalarını ve politikalarını gözden geçirmeye iten bir büyüme baskısıyla karşı karşıyadır. Kentler, nüfus yoğunluğunun arttığı, üretimin, tüketimin, ticari girişimlerin, ulaşım ve iletişim ağlarının örgütlendiği, devlet kurumlarının bütün cesametleriyle yerleştiği devasa mekânlar hâline geldi.

Kent hayatının zenginleşmesi, kentlerin genişlemesi çok hareketli ve karmaşık bir toplumsal ilişkiler sistemini de beraberinde getirdi. Kenti ve kenti meydana getiren toplumsal, siyasal, iktisadî ve kültürel ilişkileri anlama ve açıklama çabası da giderek artıyor. Zira nüfus hareketliliği, bilgi ve iletişim teknolojilerinde yaşanan hızlı gelişmeler, iş ve çalışma biçimlerinin farklılaşması, takip edilen ekonomi politikaları ve küreselleşme gibi faktörler kentlerde yaşamayı teşvik etmekle birlikte daha karmaşık ve zor bir hâle de getiriyor. Bütün zorluklarına rağmen insanların kentlere doğru hareketi devam ediyor.

Kentsel alanlarda yaşanan toplumsal, ekonomik, kültürel değişim süreçlerine paralel olarak yerel ve merkezî yönetimlerin kent sakinlerinin ihtiyaçlarına ve taleplerine, kentin sorun alanlarına ilişkin yerel ve merkezî yönetimlerin bilimsel araştırma ve bilgi talepleri de her geçen gün artıyor. Bu arayışlar, yönetimleri karar alma süreçlerinde akademiyle daha fazla ilişki ve işbirliği içinde olmaya sevk ediyor.

Kentlerin çok merkezli kentsel bölgelere dönüşmesi, yeni tabakalaşma biçimlerinin oluşması, sosyal eşitsizlikler, mekânsal ayrışma, göç, nüfusun yaşlanması, iklim değişikliği, afetler, krizler vb. gelişmeler yönetimlerin dikkatle alması gereken yeni kentsel dinamiklerden sadece birkaçıdır. Ki bu yeni dinamikler “sürdürülebilir kalkınma hedefleri”ni yakalamak isteyen yönetimler için geçmişte olduğundan daha fazla “sürdürülebilir kent ve yaşam alanlarına” odaklanmayı zorunlu kılıyor.

15 milyonu aşkın nüfusuyla İstanbul Avrupa’nın birinci, dünyanın on dördüncü en kalabalık kenti. Marmara Bölgesi’ndeki kentsel merkezlerin bütünleşmesiyle birlikte bölgesel, ulusal ve uluslararası ticarî, finansal ve ekonomik faaliyetlerin, iletişim ve ulaşım ağlarının merkezinde yer almasıyla da küresel anlamda önemli bir kent.  Bizans, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerini kapsayan zengin kültürel mirası kenti daha da değerli kılıyor. Ulusal ve uluslararası anlamda çağdaş kültür-sanat üretimlerinin ve akademik faaliyetlerin sergilendiği, farklı kültürelliklerin ve toplumsallıkların etkileşime girdiği bir kent olma özelliği İstanbul’u kültür, sanat, tarih ve kimlikler bakımından da cazibe merkezi hâline getiriyor.

Elbette bütün bu coğrafî, demografik, tarihsel, kültürel, sanatsal, ekonomik özellikleri İstanbul’a önemli avantajlar sağlıyor. Aynı zamanda da konut ihtiyacının giderilmesi, tarihî dokunun ve kentin ekolojik hayatının korunması, devasa boyuttaki küresel iktisadî faaliyetlerin yürütülmesi için iletişim ve ulaşım alt yapısının sürdürülebilirlik esasını dikkate alarak tesis edilmesi, ihtiyacı karşılayacak ölçekte ve işlevsellikte kültür-sanat merkezlerinin oluşturulması, kentin güvenlik ihtiyacının karşılanması ve daha pek çok meseleyi fark edip düşünmeleri, planlamaları ve çözmeleri beklenen merkezî ve yerel idarecilerin sorumluluklarını artırıyor.

Zeytinburnu ilçesi, coğrafî konumu itibarıyla, Türkiye’nin en büyük metropolü İstanbul’un merkezinde bulunuyor. Genç bir belediye olmakla birlikte, İstanbul’un çok hızlı gelişen, dönüşen ve bu dönüşümün getirdiği taleplere hızla karşılık veren yeni nesil bir belediyecilik örneği sergileyen Zeytinburnu Belediyesi; sakinlerinin ihtiyaçlarına ve taleplerine çağdaş belediyecilik uygulamalarıyla karşılık verme ilkesiyle hareket ediyor. Özellikle de geliştirdiği kültür politikalarıyla, bu alanda hızla Türkiye’nin öncü bir belediyesi olma konumuna gelmiş bulunuyor. Çağdaş belediyecilik uygulamalarındaki performansını ve kültür politikaları alanındaki başarısını daha da nitelikli hâle getirmek arzusunda olan Zeytinburnu Belediyesi, bilim camiası ile ilişki ve işbirliği içinde olmanın gerekliliğine inanıyor ve bu doğrultuda kentsel ve toplumsal hayatın farklı boyutlarına yönelik çalışmalar yapan bilim insanlarını, sanatçıları, iş insanlarını, yöneticileri bir araya getirecek mecralar oluşturmayı önemsiyor.

Kent çalışmaları alanındaki bilgi üretimini teşvik etmeyi, bu suretle yerel hizmetlerin planlanmasında ve yürürlüğe konulmasında akademi dünyasıyla işbirlikleri geliştirmeyi ve bilimsel bilginin kılavuzluğunu merkeze almayı hedefleyen Zeytinburnu Belediyesi; bu amaçla kentleşme sürecinin yarattığı kentsel dinamikleri kavramak, sorun ve ihtiyaç alanlarının bilimsel bilgisini üretmek, karar vericilerin geliştireceği kentsel politikalara ışık tutmak üzere Kent Çalışmaları Ödülleri projesini hayata geçirmektedir.

Zeytinburnu Belediyesi, Kent Çalışmaları Ödülleri ile kent çalışmaları alanında ortaya çıkacak bilimsel bilginin ve üretimlerin yerel ve merkezî idare sorumluluğunu üstlenmiş karar vericilerin geliştireceği kentsel politikalara, yerel ve ulusal ölçekteki uygulamalara destek olacağına inancımız tamdır. Kent çalışmaları alanına katkı veren araştırmacıları, akademisyenleri ve yazarları değerli eserleriyle Kent Çalışmaları Ödülleri'ne başvurmaya davet ediyor, kent çalışmaları alanını birlikte güçlendirmeyi ve geliştirmeyi ümit ediyorum.

Saygılarımla.